Peygamber Efendimizin Ramazan Sünnetleri

Peygamber efendimiz ramazan ayında ne yapardı, nasıl iftar ve sahur yapardı, ramazanı nasıl değerlendirirdi kısaca Peygamber efendimizin ramazanı nasıldı gibi sorularımıza cevap için aşağıda on5yirmi5.com sitesinde ki derlemeyi sizlerle paylaşmak istedim.


Derleyen: Gülay Gümüş

Bin aydan daha hayırlı olan ramazanın sonuna yaklaşıyoruz. Her anını dolu dolu geçirmemiz tavsiye edilen bu bereketli günleri, rehberimiz Hz. Muhammed’in (sas) takip ettiği yolu izleyerek değerlendirmek en doğrusu olsa gerek. Gelin Hz. Peygamberin (sas) ramazan sünnetlerini yeniden hatırlayalım...

 

"Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ay'ın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih) kılmayı nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ay'ıdır, sabrın karşılığı ise Cennettir. O, yardımlaşma ay'ıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da birşey noksanlaşmaz. " Ashab; "Ya Resulullah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz" deyince Resulullah (s.a.s): Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir.

O öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda köle ve hizmetçilerinin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve Cehennem ateşinden kurtarır"
Hadis-i Şerif

 "SAHUR YEMEĞİ YİYİN"

Hz Peygamber bir hadisi şerifinde: 

“Kitab Ehli’nin orucu ile bizim orucumuzun arasındaki fark, sahur yemeğidir.” buyurmuştur.

Kitap ehline de bize farz kılındığı gibi oruç farz kılınmıştı. Fakat Allah Resûlü (s.a.s) onların orucu ile bizim orucumuzun arasını sahur ile ayırt etmeyi emretmiştir.

Peygamberimiz (sas) sahurun başka bir önemini ise şöyle belirtir: “Sahur yemeği yiyin; çünkü gerçekten sahurda bereket vardır.” Sahur vakti seher vaktidir ve o saatler günün en bereketli vakitleridir, rızıklar o zaman dağıtılır. Resûlullah da (sas) sahur vaktinin bu noktasını vurgulamıştır. Sahura kalkmak aynı zamanda o günkü Ramazan orucuna niyettir.

Ayrıca Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: “Sahur yemeği berekettir, velev ki biriniz, sudan içeceği bir yudum olsa bile sahuru sakın terk etmeyin. Gerçekten Allah ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salat getirirler.” Sahurun en büyük bereketlerinden birisi de, Allah Teâla ve Melekleri sahur yemeği yiyenlere salât getirmeleridir.


PEYGAMBER EFENDİMİZİN (sas) İFTAR SOFRASINDA NELER BULUNURDU?

Bugünlerde iftar sofralarının en kalabalık, en “zengin” olanı makbul gibi görülse de, Hz. Peygamberin (sas) iftar sofrasına baktığımızda durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz ve bakın Efendimiz bunu nasıl anlatıyor:

“Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.” Sahabiler sordular: “Ey Allah’ın Resulü, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz.”

Peygamberimiz de, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular. Bu şekilde israfa girmeden de pekala, iftar verebiliriz. İnsanın imkânı ne kadarını kaldırabiliyorsa, ona göre bir hazırlık yapması en güzelidir.

Ayrıca Peygamber Efendimiz (sas) iftar sofasında dua etmeyi de severdi. Peygamberimiz Sa’d bin Muaz’ın evinde iftar yapmış ve onlara şöyle dua etmişti: “Yanınızda hep oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyi insanlar yesin. Melekler de size dua ve istiğfarda bulunsun”

 
“İnsanlar iftar etmekte acele ettikleri müddetçe, din üstün olmakta devam eder. Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar geciktirirler.”
Hadis-i Şerif

TERAVİH

Peygamberimizin (sas) ramazan sünnetlerinden birisi de Teravih namazıdır. Allah (cc) Resûlü (sas) şöyle buyurmaktadır: “Her kim ramazanı, iman ederek ve sevabını Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”

Peygamberimizin bu hadisteki müjdesiyle birlikte bu ayda nafile ibadetlerin miktarı artmaktadır. Müslümanlar arasında özellikle teravih namazı belirginlik kazanmaktadır.

Ebû Hureyre’nin naklettiği bir hadise göre Resûlullah (sas), Ramazan gecelerini ihya etmeyi teşvik etmiş, fakat bunu kesin olarak emretmemiştir. Bu konuda; “Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur” buyurmuştur. Peygamber Efendimizin mendup bir ibadet olarak teşvik ettiğini âlimlerimiz ittifakla kabul etmiştir.

Resûlullah (sas) Ramazanda mescitte gece bir namaz kıldı. Sahabenin çoğu da onunla birlikte o namazı kıldı. İkinci gece yine aynı namazı kıldı. Bu kez O’na tabi olarak aynı namazı kılan cemaat daha fazla oldu. Üçüncü gece Hz. Muhammed (sas) mescit’e gitmedi. Orayı dolduran cemaat onu bekledi. Resûlullah (sas) ancak sabah olunca mescide çıktı ve cemaata şöyle buyurdu:

“Sizin cemaatla teravih namazını kılmaya ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Benim çıkıp, size namazı kıldırmama engel olan bir husus da yoktu. Ancak ben size, teravih namazının farz olmasından korktuğum için çıkmadım.”

“Ey Allahım senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açıyorum”
Hz. Peygamberin iftar duası.

MUKABELE

Kur’ân-ı Kerim bu ayda indirildiği için Peygamber (sas) onun önemine binaen bu ayda Kur'an-ı Kerim'i daha fazla okumuştur.

Cebrail (as) Ramazan ayı boyunca her gün Allah (cc) Resulü’nün yanına gelir ve karşılıklı birbirlerine Kur’ân okuyarak o güne kadar gelen âyetleri gözden geçirirlerdi. Bu Resûlullah’ın (sas) son Ramazan ayında iki defa yapılmıştı.

Günümüzde de Müslümanlar razaman ayı gelince Kur'an-ı Kerim'i karşılıklı okuyarak mukabele ederler.

RAMAZANIN SON ON GÜNÜ

Peygamber Efendimiz (sas) Ramazan ayının son on gününe girdiğinde normal günlerden daha fazla ibadete yönelirdi. Daha fazla namaz kılar Allah (cc)’a daha çok niyazda bulunurdu. Kur’ân-ı Kerim’in indirildiği Kadir gecesi Ramazan'ın son günlerine rastladığını Efendimiz bize bildirmiştir. Sevgili Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın” ve diğer bir hadiste de şöyle buyurmuştur: “Kadir gecesini ramazanın tekli olan son on gününde arayın.” Bu sebeple kendisi de bu günlere çok önem verirdi.

İTİKAF NEDİR?
Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye, itikâf denir.

İTİKAF

Allah Resûlü Mescid-i Nebevi'de itikâfa girer ve zaruri ihtiyaçlar dışında hiçbir şey yapmadan Allah (cc) ‘a ibadet eder ve bu gecenin feyzinden, rahmetinde ve bereketinden yeterince istifade etmeye çalışırdı. Hz. Âişe (ra) şöyle buyurmaktadır: “Resûlullâh (sas) mescitte itikâfa girdiği halde ben odamda iken başını sokar ben de (saçlarını) tarardım. Ben hayızlı olurum, benimle onun arasında kapının eşiği olurdu. İtikâfta olduğunda ancak insani ihtiyaçtan dolayı eve girerdi.”

Yine şöyle buyurmaktadır: “Nebî (sas) Allâh O’nu vefat ettirene kadar ramazanın son on günü itikâfa girerdi. Sonra da ardından hanımları itikâfa girdiler."

Kadir gecesinin önemini Allah (cc) Teâlâ Kadir sûresinde bize bildirmiştir. “Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilirmisin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.”

Aynı şekilde Efendimiz (sas) “Kadir gecesi, bağışlama ve azad gecesidir. Ne soğuk ne de sıcaktır. Güneş o gecenin sabahında kırmızılığı zayıf olarak doğar” buyurmuştur.

 

Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurdu: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti. Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar.Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.

İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.

Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.

Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.’ ”

Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.” Sahabilerden bir zat sordu: ‘Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?’ Peygamber Efendimiz (sas) “Hayır” dedi, “bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?”
 

 

Yorum Yaz